Sizce 600 sayfalık bir kitabın kelime kelime, harf harf ezberlenmesi mümkün müdür?
Kur’an’ın benzeri bir kitap yazmak ve taklidini yapmak için iki ciddi sebep vardı:
Çok sevdiğiniz bir kitabı kaç defa okuyabilirsiniz? 3 defa mı? 5 defa mı? 10 defa mı? Yoksa 100 defa mı?
Eğer bir hastalığa yakalansaydınız, tedavi için kime gider ve kimin sözüne itibar ederdiniz?
Büyük bir hükümdar düşünün, acaba sigara gibi küçük bir alışkanlığı, büyük bir gayretle, küçük bir topluluktan ne kadar bir zamanda kaldırabilir?
Bütün temiz vicdanlar ve selim fıtratlar Kur’an’ın Allah’ın kelamı olduğunu tasdik eder.
Kur’an’ı bir ağaca benzetirsek, o ağacın dalları; asırları, o dallardaki meyveler ve çiçekler de, o asırda yetişmiş evliyaları ve yüksek ilim sahibi olan âlimleri ifade eder.
Kur’an’ın nazil olduğu dönemde Araplar belagatın yani söz söyleme sanatının zirvesinde idiler.
Kur’an bir lisan mucizesidir. Onda söze ve üsluba ait bütün güzellikleri, yüksek ifadelerin bütün çeşitleri,
Kur’an-ı Kerim’i Allah’tan bize getiren Hz. Peygamber olduğu gibi onu tebliğ edende bizzat kendisidir.
Muhakkak ki Kur’an’ı biz indirdik ve elbette onu biz koruyacağız.
“Allah seni insanlardan koruyacaktır.” Bu ayet-i celile inmeden evvel, Peygamber Efendimiz Medine’ye hicret etmişti. Ve Yahudiler,
Ebu Leheb’in elleri kurusun, kurudu da… Ne malı ne de kazandığı ona fayda vermedi.
Yeni dünyaya gelen karıncalar rızıklarını nasıl buluyorlar?
Allah dilerse siz güven içinde, korkmadan, bazılarınız saçlarını tamamen tıraş etmiş, bazılarınız da saçlarınızı kısaltmış olarak Mescid-i Harama mutlaka gireceksiniz.
Hiçbir kitap okumamış ve hiç bir harf yazmamış bir insan, tarihin karanlıklarında gizli kalmış bir medeniyetten sanki görüyormuş...
Andolsun ki Nuhu kavmine gönderdik te, onların arasında bin seneden elli yıl eksik kaldı. Onlar zalim kimseler iken nihayet tufan onları yakaladı.
Andolsun ki biz, Firavun ve çevresini belki öğüt alıp düşünürler diye yıllar yılı kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık.
Hani bir zaman sizin için denizi yarmıştık. Sizi kurtarıp, Firavun’u ve adamlarını suda boğmuştuk. Siz de bakıp duruyordunuz.
Bir beşerin hem de okuma – yazma bilmeyen bir beşerin gaybdan haber vermesi ve verdiği haberlerin her zaman doğru çıkması asla mümkün değildir.
Firavun dedi ki: “Ey önde gelenler, sizin için benden başka İlah olduğunu bilmiyorum.
Gök yarılıp da, erimiş yağ gibi kıpkırmızı bir gül olduğu zaman.
Allah'ı inkâr eden bir kimseyi ikna edici metodlar
Şu âlemdeki her bir varlık, umumi intizamın muhafazası için bir vazife görüyor ve onun için çalışıyor.
“Geri döndüren göğe yemin olsun…” (Tarık Suresi: 11) Tarık suresinin 11. ayet-i kerimesi böyle demektedir: “Geri döndüren göğe yemin olsun…”
Ve gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise ayetlerinden yüz çeviriyorlar.
Dünya’nın şekli konusunda insanlar asırlar boyu ciddi çelişkilere düşmüşler ve çokları onun bir tepsi gibi...
Yeryüzünün bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah’ın şanı ne yücedir!
“Bunun üzerine mağarada yıllar yılı onların kulaklarına vurduk (derin bir uyku verdik).” (Kehf Suresi: 11)
Sen onları uyanık sanırsın, hâlbuki onlar uykudadırlar. Biz onları sağ ve sol yana çeviriyorduk.
Demir, Kur’an’da kendisine dikkat çekilen elementlerden biridir. Hatta bir sureye “Hadid” ismi verilmiştir ki, “demir” manasına gelmektedir.
“Sen dağları görürsün de onları sabit sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler.”(Neml Suresi: 88)
Burada işleyeceğimiz Kur’an’ın bilimsel mucizesine geçmeden önce sizlere bir soru sormak istiyoruz.
Sonra o damlacığı, asılıp tutunana dönüştürdük. Sonra asılıp tutunanı bir çiğnemlik et haline getirdik.
Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan başka bir yaratılışa geçirerek yaratmaktadır.
“Gökten bir su indirdi ve onunla çeşit çeşit bitkilerden eşler çıkardık.” (Taha Suresi: 53)
Allah’tan başka dostlar edinenlerin misali, kendisine ev edinen dişi örümceğin misaline benzer. Gerçek şu ki, evlerin en çürüğü örümceğin evidir. Keşke bilselerdi!
Onlar görmüyorlar mı ki, gerçekten yeryüzüne yönelip onu uçlarından eksiltiyoruz
Kur’an’da geçen, yağmurların yağışı ve suların hayatımızdaki yeriyle ilgili ayet-i kerimeler bizlere dosdoğru fikirler vermektedir.
İki denizi birbirlerine kavuşmak üzere salıvermiştir. Aralarında bir engel vardır, birbirlerine geçip karışmıyorlar.
Çıplak gözle gökyüzüne bakıldığı zaman hareketsiz bir evrenin var olduğunu zannederiz.
Bu delilde işlenecek bilimsel mucizeye geçmeden önce Arapçaya ait bazı bilgiler vermek istiyoruz.
Bundan tam 1.400 sene önce, aşılamanın önemi ve ne demek olduğunun bilinmediği bir zamanda Kur’an bizlere Hicr suresinin...
“Evrenin nasıl meydana geldiği?” konusu bilim adamları tarafından her zaman en çok merak edilen ve üzerinde en çok konuşulan konulardan biri olmuştur.
Bir kitap düşünün, bilimin ancak 100 sene önce keşfedebildiği bir hakikati, tam 1.400 sene önce haber veriyor.
Şimdi, “Kur’an’ın Sönmez Ve Söndürülmez Bir Nur Olduğunu Âleme İspat Edeceğim” Diyerek Tüm Hayatını...
Bu sorunun cevabını bir temsil ile anlayalım: Bir zaman hem dindar, hem de gayet sanatkâr bir hükümdar istedi ki,...
Kur’an, baştan sona Allah’ın birliğini ders verirken, böyle bir soru ile meşgul olmak, niçin Allah “Ben” demiyor da,...
Bu mesele çok önemlidir. Zira Kur’an düşmanları, nesihten haberi olmayan Müslümanları hile ile aldatmaya çalışmakta ve onların imanını çalmak istemektedirler.
Arkadaş her parlayan şey ateş değildir. Evet, tekrar bazen usanç verir. Fakat umumi değildir. Her yere, her kelama ve her kitaba şamil değildir.
Müteşâbihat denildiğinde; Kur’an-ı Kerimin mecâzi manalara gelen ayetleri anlaşılır.
İnsan acizdir gözle görülemeyen bir mikroba yenik düşecek kadar ve insan fakirdir elindeki sermayesi ise yalnız cüz’i bir ihtiyar ve zayıf bir irade.